|
Doğal Hayatı Koruma Vakfı’nın resmi sitesinden:
“Ege Denizi ile Akdeniz’in buluştuğu özel bir konumda yer alan ve Datça ve Bozburun yarımadaları; farklı jeolojik yapıları ve yeryüzü şekilleriyle, eşine az rastlanır doğal güzellikleriyle, relik endemik odunsu ve otsu bitki türlerine, önemli habitatlara ve zengin yaban hayatına sahiptir.
Tüm dünyada, yalnızca güneybatı Anadolu ve Girit Adası’nda doğal olarak yetişen “Datça hurması” ile tanınan Datça Yarımadası’nda, egemen orman tipini nemli kızılçam (Pinus brutia) ormanları oluşturur. Ancak Fenike ardıcı (Juniperus phoenicea), sığla (Liquidambar orientalis) ve Akdeniz servisi (Cupressus sempervirens) gibi doğal olarak ender rastlanan ağaçlar da yer yer orman karışımına katılır. Olağanüstü zengin bir bitki örtüsüne sahip bu Önemli Bitki Alanı’nda, ülke çapında nadir yaklaşık 159 bitki taksonu bulunur. Genel olarak kireç taşından oluşan ve Bozdağ’da 1163 m’ye kadar yükselen Datça Yarımadası, ana karaya dar ve yüksek serpantin sırtlarla bağlanır. Yine kireç taşından oluşan Bozburun Yarımadası da girintili kıyılara ve daha alçak tepelere sahiptir.
Yarımadalar, Türkiye’de en az bozulmuş alçak arazi Akdeniz bitki örtüsü tiplerini sergiler. Bunlar kireç taşı ve serpantin kayalar üzerinde çok iyi gelişmiş boylu maki, nemli kızılçam ormanı, sarp kayalık ve nemli vadi tabanlarında gelişmiş bitki topluluklarıdır.
Alan, genel olarak orman ve maki topluluklarıyla kaplıdır. Kireç taşları üzerinde gelişmiş sık kızılçam orman topluluğunun yanı sıra, Arbutus andrachne-Laurus nobilis-Phillyrea latifolia-Quercus coccifera-Q.ilex’den oluşan boylu maki topluluğu öbekler halinde yer alır. Daha nemli bölümlerde Clematis cirrhosa ve silcan (Smilax aspera) gibi tırmanıcı odunsu bitkiler yaygındır. Akdeniz servisi toplulukları özellikle Değirmen Bükü, Sındıköy ve Turunç civarında görülür. Serpantin bölümlerde de çok sık olmayan kızılçam ormanları yaygındır. Datça Kıstağı bölümüyse içerdiği küçük Akdeniz funda (Erica manipuliflora) topluluğu açısından önemlidir. Bu bitki örtüsü içinde, mevsime bağlı olarak su dolan çukurlarda, lokal Colchicum lingulatum ve endemik Narcissus tazetta ssp. tazetta yer alır.
Özellikle serpantin kayalar üzerindeki su sızıntıları, akarsu kenarları ve nehir yataklarında oldukça yaygın olarak gelişmiş olan sığla ormanları, doğa koruma açısından olağanüstü önem taşır. Önceleri yalnızca Girit Adası’na özgü bir tür olduğu sanılan nadir Datça hurması (Phoenix theoprastii), Datça Yarımadası üzerinde önemli koloniler oluşturur. Derin vadi tabanlarında, Datça hurmasına sandal (Arbutus andrachne), keçiboynuzu (Ceratonia siliqua), Clematis cirrhosa, yabani incir (Ficus carica), defne (Laurus nobilis), yabani mersin (Myrtus communis), silcan ve üzüm (Vitis vinifera) eşlik eder.
Kayalık bitki türleri bakımından da oldukça zengin olan alanda, özellikle Söğüt ve Bayır köyleri arasındaki kayalıklar, ülke çapında nadir taksonların bulunduğu oldukça zengin bir floraya sahiptir.
Kayalık bitki türleri bakımından da oldukça zengin olan alanda, özellikle Söğüt ve Bayır köyleri arasındaki kayalıklar, ülke çapında nadir taksonların bulunduğu oldukça zengin bir floraya sahiptir.
Alan, burada üreyen tavşancıl (Hieraaetus fasciatus), ada martısı (Larus audouinii) ve Akdeniz biyomu kuş türlerine ev sahipliği yaptığı için potansiyel ÖKA’dır.
Yarımadalar orman yangınları; ağaçlandırma çalışmaları, makiliklere zarar verilmesi, küçük koylardaki sınırlı kumul habitatlar başta olmak üzere hassas habitatlardaki yerleşim, turizm amaçlı yapılaşmalar ve köylerin çevresindeki doğal alanların tarım alanlarına dönüştürülmesi gibi tehditler nedeniyle sürekli bir tehlike altındadır.
Son yıllarda kaydedilen büyük yangınlar, doğal habitatlar üzerinde yıkıcı etkiler yaratmıştır. Datça Yarımadası’nda en büyük sorun koruma çalışmaları ve turizm kaynaklı gelişimin yarattığı çelişkiden doğmaktadır. Gelişen turizm yatırımları için yapılan yol inşaatları, doğal habitatları parçalara ayırmaktadır. Örneğin, Gebekum gibi yaban hayatı ve bitki türleri açısından önemli, Pliyosen devrinden kalma fosil kumulu olan ve Akdeniz'deki seviye değişimlerini gösteren önemli bir jeolojik alan, turizm amaçlı yerleşim ve yatırımlarla büyük ölçüde tahrip edilmiştir. Datça ve Bozburun yarımadalarında bozulmamış alanların ve koyların betonlaşması önlenmelidir.
Alanda koruma çalışmalarının etkin bir şekilde gerçekleştirilememesinin bir diğer nedeni de, koruma çalışmalarında yerel katılımcılığın ve bilinçlendirmenin yeterli olmamasıdır.
Yapılan bir araştırmada karşılaşılan genel sorunlar çerçevesinde, Datça Yarımadası’nda etkin koruma yapılabilmesi amacıyla getirilen ve WWF-Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı) tarafından desteklenen öneriler kısaca şöyledir:
* Bölgeye ait flora, fauna ve ekoloji verileri tüm bölgeyi kapsayacak bir şekilde tamamlanmalı ve bu veriler doğrultusunda, koruma amaçlı yönetim planları disiplinlerarası bir grup tarafından yeniden yapılmalıdır. Yeni planla mutlak koruma, tampon ve geçiş zonları belirlenmeli ve uygun alan kullanımı getirilmelidir. Yapılacak yeni planda, Gebekum, Kocadağ, Emecik Dağı ve Eksere mutlak koruma bölgesinde yer almalıdır.
* Katılımcı bir yönetim planı geliştirilmeli, tüm sektör temsilcileri bu planda yer almalıdır.
* Yarımadalara, koruma açısından yetersiz bir statü olan ÖÇKA yerine, hem kontrollü turistik kullanıma izin veren, hem de sıkı bir koruma sağlayan "Milli Park" statüsü verilmeli, böylecec alanın etkin bir şekilde korunması güvence altına alınmalıdır.
* Yarımadaların geleneksel tarım şekli korunmalıdır. Uygun alanlarda ekolojik tarım imkanları geliştirilmeli ve sınırlı tarım alanlarının turizm karşısında korunması sağlanmalıdır.
* Kocadağ’da, Yatağan termik santralinin sebep olduğu ağaç kurumaları izlenmeli ve gerekli alanlarda restorasyon çalışmaları yapılmalıdır.
* Kocadağ’daki boylu makiliklerdeki tüm ormancılık faaliyetleri kontrol altına alınmalı, ayrıca buradaki yaban keçilerine yönelik koruma faaliyetleri artırılmalıdır.
* Yarımadalarda koruma faaliyetlerine yerel halkın katılması önemlidir. Alan kullanımına yönelik kısıtlamalardan ötürü yöre halkı koruma çalışmalarına tepkilidir. Bölgede halkın doğa korumaya katkıda bulunmasını sağlamak amacıyla, ÖÇKK ile yerel ve ulusal STK’lar yöre halkına doğa koruma, sürdürülebilir tarım, sürdürülebilir turizm konularında eğitim vererek halkın bilinçlendirilmesini sağlamalıdır.
* Turizm yatırımlarının daha az olduğu batı kısmında, halkın ekoturizm ve ekotarım gibi çeşitli ekonomik faaliyetlerde bulunmaları desteklenmelidir. Yasa dışı turizm yapılaşması engellenmeli, bunu sağlamak için, yerel halkın tarım ve küçük ölçekli turizm yatırımlarına destek verilmelidir.”
|